ABD VE İSRAİL’İN İRAN’A SALDIRISI ve YIKILAN BM DÜZENİ
Ortadoğuda filler tepişip halklar ezilirken, yazıya, odadaki fili öldürerek başlayalım. II. Dünya savaşından sonra kurulan dünya düzeni çöküyor. Hatta çöktü.
Kütlesel ölümlerin ve büyük yıkımların yaşandığı II. Dünya savaşı sonrasında oluşturulan DÜNYA DÜZENİ, çoktandır çatırdıyordu. Artık yıkıntının derin sessizliği var. BM bir think thank kuruluşundan farksız. Uluslararası bir sivil toplum örgütü gibi davranıyor.
Güvenlik konseyinin 5 daimi üyesinden biri olan Rusya federasyonunun, Ukrayna’ya saldırısı ile iyice gün yüzüne çıkan bu etkisizlik, İsrail tarafından Ortadoğuda uygulanan silah gücüne dayalı politikalar ve batı dünyasının bu politikalara karşı durmamasıyla artık tamamen BM düzenini bitirdi.
Egemen bir devlet olan İran’a yönelik, 13 Haziran gecesi başlayan saldırı ve suikastların BM Kuruluş Sözleşmesi Madde 2/4’e açıkça ihlal etti. İran, saldırı karşısında kendini savunmak hakkı kapsamında İsrail’e karşılık verdi. BM Kuruluş sözleşmesi Madde 51.
ABD Başkanı Trump’ın, Kongreyi bypass ederek, B2 uçaklarıyla, sığınak delici bombaları İran’a atmasıyla, ABD, fiilen bu savaşa katılmış oldu.
Bugün her ne kadar ateşkes konuşuluyor olsa da yeni dünya düzeninde, yani BM düzeninin fiilen yok olduğu bu yeni dönemde, askeri harcamaların yükselmesi, silahlanma yarışı sürpriz olmayacak. Ortaya çıkabilecek yeni bölgesel çatışma ve savaşlar küresel bir savaşa dönüşme riski de barındırıyor.
ABD ve Çin arasındaki ekonomik savaş, Rusya ve Ukrayna arasındaki süren savaş ve İsrail’in hukuki ve ahlaki zeminden uzak güç kullanımları, dünya barışını her zamankinden daha çok tehdit ediyor.
Uluslararası ilişkiler teorilerinden en eskisi Realist teoridir. Bunun üzerine onlarca yeni teori üretilmiştir. Akademik alanda ortaya atılan bu teorilerin hepsi şu anda çöpe gitmiş ve insanlığın en ilkel ve en eski teorisi realist teori egemenliğini ilan etmiştir.
Artık dünyada, savaşları durdurabilecek ahlaki ve uluslararası bir düşünce anlayışı ve bir teori şu anda geçerli değil. Realist teori ise şu demek:
Uluslararası sistemin en önemli birimleri egemen devletlerdir. Devletlerin üstünde, üst bir otorite yoktur. Görüntüde hayatta kalmak ve çıkarlarını korumak için her devlet güç (özellikle askeri güç) peşindedir. Her devlet kendi ulusal çıkarlarını maksimize etmeye çalışırlar.
Peki neden dünya böyle bir yere dönüştü. Dünyada, popülist liderler türedi. Kifayetsiz muhteris iktidarlar, dünyada karar verme noktasında, tekinsiz ve güven vermeyen siyasi figürler var. Ve dünya halklarının büyük fedakarlıklarla oluşturmak istedikleri hukukun ve kuralların egemen olduğu bir düzen çabaları, kilitlendi. Literatürde, Demokrasi krizi olarak tanımlanan bu durum da içinde bulunduğumuz mevcut durumu yarattı.
Başka bir deyişle, kartlar yeniden dağıtılacak ve orta ve uzun vadede yeni bir dünya düzeni kurulana kadar kaos hakim olacak. Yeni kaos düzenine hoş geldiniz.

